Özel Arama
.: Eylül 2011

17 Eylül 2011 Cumartesi

12 Eylül 2011 Pazartesi

masmavi

Gözüne gökyüzü kaçmış senin

Dokunma !

Bırak orada kalsın..

Sen hep masmavi bak hayata

Bulutsuz,

Yağmurlar hep bana yağsın

 

Düş gibi olsun tüm zamanların,

Düşme! hep on-line kal hayata,

Hayatın cennet olsun,

Cennetim senle dolsun…..

 

9 Eylül 2011 Cuma

İktidarın kibiri

Bilge ve öğrencisi bir sokağın köşesinde konuşurlarken yaşlı bir kadın yanlarına yaklaştı:


''Vitrinin önünde durmayın!'',''Müşterileri rahatsız ediyorsunuz.'' diye bağırdı.

Bilge özür diledi ve yolun karşısındaki kaldırıma geçti.

Orada konuşmayı sürdürürlerken bu kez bir polis memuru yanlarına geldi: ''Bu kaldırımı boşaltmanız gerekiyor. Birkaç dakika sonra Kont buradan geçecek.''

''Kont karşı kaldırımı kullansın'' diye cevap verdi bilge polise, yerinden hiç kıpırdamadan. Sonra öğrencisine dönüp şöyle dedi: ''Unutma; acizlere asla kibirli davranma ve kibirlilerin karşısında asla aciz kalma.''

7 Eylül 2011 Çarşamba

Bostancı Köprüsü


Bostancı köprüsünde
Aşık olmak
Cesaret ister
Hem köprü kalabalık
Hem kızlar çetin
Hayatla çok işin kalmadıysa

Bostanci köprüsünde çok takılmaya bak
Ya sen aşkı
Ya da yaşam seni 12 den
Iskalamaycaktır
Ay çöreğimm
Damla sakızım
Bostancı köprüsünde hayat
Heyyy haattt


                           ilke

6 Eylül 2011 Salı

Viagra (de)jenerasyonu

1990’ların sonuydu.  Yüzyıl bitiyor, bin yıl kapanıyordu.
“Yeni çağ müjdesi”ni
Amerika verdi. İktidarsızlığa çare olacak mucize ilaç keşfedilmişti.
İlaç, hemen
Avrupa’ya ihraç edildi. “Yaşlı Batı”, bir anda Viagra ile ayağa kalktı.
Sonra da
Refik Erduran ağabeyimiz Milliyet adına Amerika’ya gitti ve 70 yaşında, “mavi hapı deneyen ilk Türk” olarak izlenimlerini yazdı.
Zafer satırlarında, iktidara kavuşmuş bir liderin coşkusu vardı:
“Ne yalan söyleyeyim; böyle bir deneyimi gençliğimde bile yaşamadım. Yüzde 100 değil, yüzde 110 başarı...”
* * *
O zaman, bu minik hapın başımıza açacağı işleri tahmin edemiyorduk.
Basit bir
doping olayıyla karşı karşıya olduğumuzu sanıyorduk.
Oysa bu “iade-i iktidar”, özellikle emeklilik çağına gelmiş erkeklerin başını döndürdü.
Sadece yaşlılığa doğru doğal olarak performans kaybı yaşayan, yatakta birkaç kez mahcup olduktan sonra “o işler”i azaltan “kart horoz”ların değil, iktidarsızlık derdinden muzdarip 150 milyon erkeğin de cinsel ömrü bir günde uzayıvermişti.
“Azgın tekeler”, muhtaç olduğu kudrete kavuşmuştu.
Mavi haplar cüzdan zulalarına konuldu ve Viagra sayesinde kendine güven tazelemiş bir ordu, kokular sürünüp çapkınlık marşlarıyla yola koyuldu.
* * *
Yanlış anlaşılmasın; arsızlığa haptan bahane aramıyorum.
Sadece, dün
IMF Başkanı’nın da aralarına katıldığı bu ordunun bu kadar hızla çoğalmasına, özellikle de 60 yaş üstü erkeklerde uçkur davalarının son 10 yılda hızlanmasına yol açan fiziksel altyapıya dikkat çekiyorum.
Dikkat ederseniz, cinsel içerikli skandallar, siyasi, dini kimlik, sınıf, inanç farkı gözetmiyor:
“Yaşlı erkek, genç kadın” konulu filmler, bir gün
CHP’yi, ertesi gün MHP’yi vuruyor.
Aynı taciz suçlamasıyla hem
Bill Clinton, hem Hüseyin Üzmez yargılanıyor.
İkinci baharda iktidar arayanların hap kardeşliği...
* * *
Nasıl
doğum kontrol hapının keşfi, zamanında bir cinsel özgürlük akımının önünü açtıysa, Viagra’nın icadı da benzer bir devrime yol açtı.
Ancak bu, ilki gibi demokratik bir devrim olmadı; çünkü bu seferki hap, sadece erkeklere bahşedilmiş bir ayrıcalıktı.
Viagra, bazı vakalarda gerçekten mucizevi etki yapıp kimi ilişkilerin kurtulmasında rol oynadıysa da tersi daha sık görülür oldu. Eşleri cinsel iştahsızlık dönemine girerken, ıslah çağına gelmiş erkeklerin cinsel ömrü uzayıverdi.
“Hapı yutmuş erkekler”, çoğu zaman kendilerinden küçük partnerler seçti.
Bu yaş farkının kaç erkeği kalpten götürdüğünü, kaç evliliği mahkeme kapısında söndürdüğünü, fuhuş sektörünü nasıl büyüttüğünü henüz bilmiyoruz.
Şimdilik bildiğimiz, eskiden, bir yaştan sonra dile vuranın, şimdi bele vurduğu...
Amerikan Başkanı’nı
Oval Ofis’te stajyer avlayacak, IMF Başkanı’nı otel koridorunda temizlikçi kovalayacak hale soktu...
Ben buna “Viagra (de)jenerasyonu” diyorum.
Ak saçlıların azgınlık çağı başladı...
Sonumuz hayrolsun!